20 Haziran 2016 Pazartesi

Dağ

Sevmek sarp bir dağa tırmanmak gibi.
Her sevdalı tutkulu bir dağcı. Amatör dağcılarda var işin içinde: Hoşlananlar. Kimisi küçük tümsekleri büyütüyor gözünde gıdım gıdım tırmanırken, kimisi kendi gördüğü tepeyi en yükseği sanıyor.
Ama en büyük tutku sevmek; tutkulu sevmek. Zorlu bir tırmanış bıkmadan. Zirvesi bulutlardan görünmeyen o dağın engellerini aşmak zirveye ulaşmak uğruna...
Bazısı düşüyor tırmanırken, aşağıya kadar yuvarlanıyor yara bere içinde. Bazısı zirveye ulaştığında dik bir dağın uçurumuna ulaştığını anlıyor; seviniyor önce, dikiyor bayrağını, sonrası ya iniş ya da ölümüne atlayış o uçurumdan. Zirvede hava çok soğuk, şartlar güç. Zirvede kalmak, herkesin harcı değil.
Onca verilen emeğin ardından zirveden inmek de çok zor. Uçurumdan atlamak ise kimsenin istemeyeceği bir şey.
çok tuhaf bu sevgi dağı; ister düş, ister yuvarlan, ister atla ölmüyorsun. Yaralanıyorsun belki, kırılıyorsun. Ama ölmüyorsun. Yerde yüzüstü yattıktan sonra bir süre, kalkıp yürümeye devam ediyorsun kırlarda. Tekrar bir dağ bulup tırmanma umuduyla ya da hiç bir umut olmadan. Her halükarda yürüyorsun. Nefesin tükenene kadar...

Nefes aldığımız sürece seveceğiz…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder