4 Eylül 2016 Pazar

Şarkılar

Sararıp dökülmüş yaprakların üstüne bastığımda çıkan sesle duyduğum his tam olarak kemik kırılması. Kaburgalarım çatırdıyor sanki. İçindeki kalbimi hissetmiyorum artık. Kararmış olamaz eminim ama kırmızı da değil. Beyaz da olamaz yaşanmışlıklar var: Saydam olmalı…
Unutkanlığım yoktur pek. Ama yaptığım hiç bir iyiliği ve kötülüğü hatırlamıyorum. Kafamın içinde gelişi güzel farklı farklı şarkılar çalıyor. Dinlediğim her şarkıyı hatırlıyorum. Hayır, unutkan olamam.
Soğuğu eskisi kadar hissetmiyorum ama bazı şarkılar da eskisi kadar sıcak gelmiyor. Bazen yolda tanıdık birini görüyorum, selam veriyor karşılık veriyorum ama adı aklıma gelmiyor. Hatta birine benzetmiştim ben bu arkadaşı diyorum, o benzettiğimin adı da aklıma gelmiyor. Yokluyorum hafızamı: Farklı zamanlarda başka kızlar için diğer her kızı aklımdan sildiğim günleri. Hayat ne tuhaf… Şimdi o zamanın vazgeçilmezlerini hatırlayamıyorum. Mesaj atsalar sen kimsin diyecek kadar yitik anılarım. Ama unutkan olamam. Şarkılar susmuyor çünkü sonbaharda. Tüm şarkıları baştan sona biliyorum. Bir şey hatırlıyorum sonra: Benim için bir şarkı kadar değerleri kalmadığını…
Yağmur sonrası gelen toprak kokusunu çekiyorum burnumdan içime pencereyi açıp. Sanki herkes yeni gözde olmuş bir şarkıyı dinliyor. Güzel şarkı ama aşktan ne anladıklarını anlamıyorum. Bir isim geliyor sonra aklıma iyice unutulmuşluktan bir anda sıyrılıp. Hatırlıyorum. Aşk zannettiğim şeyin yıllarca gözümün önüne gelen bir yüz ve o gözümün önündeki yüze gülümseyerek baktığım toplamda on binlerce dakikadan ibaret olduğunu. Anımsıyorum. Kafamın içindeki o saf düşüncelerin kimseye bir yararı olmadığını. Hala ömrüm varsa gelecek on binlerce dakikamı daha faydalı işlere harcamak istiyorum. Unutuyorum bu yüzden tekrar. Ama unutkan olamam: Bütün şarkıları hatırlıyorum...

“Şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın.
Aşk gibi, sevda gibi, huysuz ve tatlı kadın...”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder